Neler Yeni

ll. Abdülhamit ve Pasteur

Katılım
4 Nis 2020
Mesajlar
2,148
Tepkime puanı
13,462
Puanları
7,880
Pasteur’e yardım eden Halife Pasteur, kuduz aşısını 1885 yılında uygulamaya koymuştur.

Sultan II. Abdülhamid Han, haberdar olur olmaz İstanbul’da bir Kuduz Hastanesi ( Dârü’l-Kelb Tedavihanesi) açılması için harekete geçmiş ve hastane iki yıl içerisinde inşa edilmiştir.

Aynı zamanda ilk mikrobiyologlarımızdan olan Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey (1839-1896) 1886 yılında, kuduz açısının buluşundan hemen bir yıl sonra Zoiros Paşa ve Veteriner Hüseyin Hulki beylerle birlikte Paris’e gönderilerek Pasteur Enstitüsü’nde çalışmış, döndükten sonra da Kuduz Hastanesi’nde görev yapmıştır.

Pasteur’ün yanında yaptığı çalışmalar hemen semeresini vermiş ve Hüseyin Remzi Bey, 1888-89’da Kuduz Aşısı adlı bir kitap yazarak hem Paris’de gördüklerini anlatmış, hem de aşı hakkında ülkemizde ilk bilimsel bilgileri vermiştir.

Hüseyin Remzi Bey’in anlattıklarına göre Pasteur’le ilk görüşmeleri Sultan Abdülhamid Han’ın Pasteur Enstitüsü adına gönderdiği 10 bin altın Frank para armağanı ve Pasteur’ün şahsına da Mecidî Nişanı ve madalya ünlü bilim adamına takdim edilmiştir.

Pasteur de Osmanlı misafirlerini gayet iyi karşılamıştır. Hüseyin Remzi Bey’in bu gerçekten de oldukça “erken” sayılabilecek çalışması, Süheyl Ünver’in verdiği bilgilere bakılırsa, Pasteur’ün damadı Rene Vallery-Radot’nun kitabından daha önce çıkmıştır ve bu yönüyle eser, Pasteur hakkında sağlığında çıkan “ilk inceleme” unvanını taşımaktadır.

Kitap, aynı zamanda dönemin bilimsel ortamı, Pasteur ve ona karşı çıkanların görüşleri ve aşının uygulama şekilleri hakkında da bilgi vermektedir.

Sultan Abdülhamid Han’ın Pasteur Enstitüsü’ne gönderdiği üç kişilik heyetteki Zoiros Paşa’nın varislerinde Tıp Tarihi Enstitüsü’nün satın aldığı evrak ve kitaplar arasında çıkan belgeler konu açısından özel bir önem taşımaktadır.

Belgeler içerisinde iki mektup özellikler dikkat çekicidir. Bunlar Pasteur’ün kendi el yazısı ile Zoiros Paşa’ya yazılmıştır. Pasteur’ün her iki “bilimsel” mektubu da Türk tababetinin Sultan Abdülhamid Han döneminde dünyadaki gelişmeleri ne kadar yakından, adeta sıcağı sıcağına takip ettiklerini gösteren değerli belgelerdir.

Sultan Abdülhamid ‘in tababete olan alakası Pasteur’le sınırlı kalmamış, verem mikrobunu ve bir süre sonra da tüberkülin ilacını bulan Dr. Robert Koch’un da ilk kapısını çalanlar arasında Sultan’ın gönderdiği Osmanlı doktorları yer almıştır.

Bu defa Berlin’e, Koch’un yanına gönderilen heyette , Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye öğretmenlerinde Hüseyin Hulki Bey de bulunmuştur.

Hüseyin Hulki Bey Berlin Hatıları (1889) adlı kitabında Koch’la konuşmalarını, Koch’un lepra (cüzzam) ile tüberküloz (verem) arasındaki ilişkiye dair sözlerini, Berlin’de ziyaret ettikleri çeşitli tıbbî merkezler ile tabipleri de anlatmıştır. Ziyaretleri sırasında Dr. Koch, Türk heyetini 20 metre genişliğinde sade ve 4 sandalye ve 4 ayaklı bir masadan başka mobilya bulunmayan bir odada karşılamış, kapıya kadar gelerek heyettekilerin ellerini ayrı ayrı sıkmış, hatta sandalyelerden birini bizzat taşıyarak heyete verdiği değeri belli etmiştir.

Dr. Koch, Sultan Abdülhamid’in ihsan ettiği birinci rütbe Osmanlı Nişanı takdim edilince teşekkür etmiş ve ilacın İstanbul’daki lepra hastaları üzerinde tecrübe edilmesini ve neticelerin kendisine bildirilmesini istemiştir....
 

Konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Üst